Gecenin Uğultusu
Derin bir hüzündür şehrin üstüne çöken. Kanatlarını germiş koskoca bir yalnızlık ve içinde onca dert tasayla öylece kalmış...
En güzel yıllarında, en güzel anlarında yine en güzel sözcükleri duymak şimdiye kadar hiç görmediğin güzellikleri görmek isteği çökmüş içime. Ama ne varki eskiden de şimdiki gibi bulamadığım bu mutluluğun peşine düşme çabası sarmış beni. Gece olunca şehrin en üst noktasına çıkarım bakarım ki tek yalnız ben miyim? Yoksa benim gibi derdini paylaşacak birileri var mıdır diye. Işıklarla donatılmış caddeler insan dolu bir an gözümü yumsam kulaklarım o hiç gitmeyecek sesleri duyar. Hiçbir şey duymasa ayak sesleri tırmalıyor...
Dert hiç bitmez. Ne zaman, nerede, kiminle olursan ol dert her yerde gelir bulur seni. Bazen varolan her şeyi unutup dertsiz tasasız yaşamaya dalarsın ya! İşte o anda yeni bir dert eklenir. Anlayacağın kaçmakla kurtulunmaz. Yağmur yağsa sokağa çıkarsın, ruhunu dinlenmeye salarsın. Oluk oluk yağan yağmurun altında saatlerce dolanırsın. Biri de gelip demez sen delimisin ne geziyorsun bu yağmurun altında diye.
Bazende düşünmeye verirsin kendini. Saatlerce. Geceleri uyumazsın düşünmekten. Ama sabah olduğunda bakarsın ki yine aynı yerdesin. Ben vazgeçtim her şeyden. Bir varlığım kaldı benliğimi de yitirmek üzereyken...


